Genel Kurul Açılış Konuşması

 

Sayın Başkan,

Çok değerli konuklarımız,

Değerli üyelerimiz,

Cemal Reşit Rey’in manevi mirasını taşıyan bir sivil toplum kuruluşu olan İstanbul Filarmoni Derneği’ni Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir ve idealleri doğrultusunda gerçekleşen Müzik Devrimi’nin önemli Cumhuriyet kazanımlarından biri olarak görüyorum. Bunun ışığında derneğimiz bu yıl 76. Yılına girmiştir. 76. Yıl tüm camiamıza kutlu olsun!

Konuşmamız başlangıcında özellikle ve öncelikle ricamızı kırmayarak genel kurulumuzun gerçekleşmesi için bu toplantı mekanının tahsis edilmesinde katkısı bulunan CHP Şişli İlçe Başkanı Sayın Oya Akman’a ve bu tahsisi hiçbir ücret almadan bizlere bu mekanı açan Şişli Belediye Başkanı Sayın Muammer Keskin’e teşekkür  etmek isterim.

Değerli arkadaşlar,

Derneğimizin köklü bir tarihi vardır. 1945 yılında başlayan ve büyük özverilerle bu günlere gelen İstanbul Filarmoni Derneği tarihi içinde farklı dönemlerden geçmiştir.  Bu süreçte derneğimiz yüzlerce konser düzenlemiş, özelikle 1980’lerden başlayarak 2010’lara kadar olan süreçte oldukça çalkantılı, inişli çıkışlı bir dönemden geçtiği  hepimizin bildiği bir husustur. Bu süreçte derneğimizin ayakta kalması, finansal güçlüklere göğüs germesi için samimi çabalarını, büyük gayretlerini esirgemeyen başta Rahmetli Panayot Abacı’nın sonra da  Ersi Kalfoğlu’nun, Ali Doğan Sinangil’in, Rahmetli Hadi Asitanelioğlu’nun, Prof.Dr. Ova Sünder’in, Dr.Güray Barlas’ın, Dr.Faik Kuseyri’nin, Kemal Küçük’ün, Murat Gürol’un, Arda Aydoğan’ın, Prof.Dr. Nermin Kaygusuz’un, Begüm Aybar’ın, Fevziye Yazman’ın çabaları için  takdir ve şükranlarımı dile getirmek istiyorum.  Bu gayret ve çabalar özellikle son 7-8 yıldır hız kazanmış ve  bu olumsuz tablonun olumlu yönde değiştiğine de hep birlikte tanık olduk.

Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildiği tarihten itibaren bana başkanlık görevini devrettiği güne kadar büyük bir özveri ve başarıyla yürüten Sevgili Alp Altıner’e huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Kendisi derneğin zor finansal bir çıkmaz içinde ve üyeleriyle bağları tümüyle kopmuş olduğu çok zor bir dönemde Başkanlık görevine geldi ve bu toz dumanlı bir ortamı dinginleştirerek derneğimizi ayakta tutmayı başardı. Ben bu süreci derneğimizin yok oluştan kurtulmuş ve  toparlanış dönemi olarak görüyorum.

Son 2 dönemdir  yapılan çalışmalar dernek tarihimizde başarılarıyla kuşkusuz unutulmayacak yıllar olarak hafızalarımda yer edinecektir. Başkan Yardımcımız Murat Soylu’nun dingin ve toparlayıcı özelliği, Genel Sekreterimiz Rana İren’in takdire şayan gayretli çabaları, Muhasip üyemiz Rıfat Kayral’ın derneğimizin adeta bir hafıza özelliğini taşıması ve finansımızı büyük titizlikle yürütmesi, Naz Kurdoğlu Şen’in sponsor bulma yönündeki çabaları, Çağatay Afyon’un derneğin web ve tasarım işleriyle ilgili çalışmalarda el uzatmasındaki hiç eksilmeyen sabrı; hiç unutulmayacak ve derneğimizin tarihinde kuşkusuz özel bir yeri olacaktır. Birlikte çalıştığımız bir dönem için ben özellikle son yönetim kurulunda görev yapan arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim.

Derneğimizin son yönetim kurulunda görev alan ve özellikle konserlerde koşturarak büyük özveri gösteren Sayın Aydın Büke’ye de özel olarak teşekkür etmek isterim.

Yönetim kurulumuzun 9 Aralık 2020, Perşembe tarihli toplantısında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine aday gösterilerek, Başkanlığa oybirliği ile seçilmiş olmamdan dolayı Yönetim Kurulu arkadaşlarıma bu vesile ile bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar,

Cumhuriyetle edindiğimiz ve çağdaş uygarlık kazanımlarımızdan en önemlilerinden biri kuşkusuz çok sesli müzikle ilgili olan kurumsallaşmadır. Ülkemizin dört bir yanında bulunan üniversite, yüksekokullar ve konservatuarlarda  klasik batı müziği eğitimi veren okullar, senfoni orkestraları, opera ve bale toplulukları ile filarmoni dernekleri bunun önemli göstergeleridir. Dünyanın birçok önemli orkestralarında Türk sanatçılarının görev almaları  bu yerleşikliğin ayrı bir kanıtıdır. Çok sesli müzik iddia edildiği gibi küçük bir zümrenin değil, geniş bir tabanın benimsediği bir müzik olmuştur. Klasik batı müziğinin gündelik hayatımızın her alanında yerleştiğini görüyoruz: düğünlerde, reklamlarda, Türk sinema filmlerinde ve dizilerde, sahnelenen tiyatro eserlerinde, belgesellerde, kamu kliplerinde yaygın kullanımı bunun kanıtlarıdır.   Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binasının açılması, önümüzdeki yıl Atatürk Kültür Merkezi binasının İstanbul’da yeniden faaliyete geçecek olması da son yıllardaki kazanımlarımızın önemli mihenk taşlarıdır.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orketrası’nda stajyer kapsamında da olsa yeni kadroların açılması, 4B  kapsamında dahi olsa İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde ve İDSO’da yeni kadroların açılması kuşkusuz olumlu gelişmelerdir.

İstanbul Filarmoni Derneği’nin kuruluş amaçlarından olan bu gelişmeler kuşkusuz sevindirici, vizyon ve misyonumuzun çerçevesinde kazanılmış mevziler olacak görülmelidir. İyi korunmadığı takdirde bu mevzilerin kaybedileceği hususu da hiç unutulmamalıdır. İstanbul Filarmoni Derneği’ni ülkemizde Filarmoni’nin ve klasik batı müziğimizin öncü kuruluşu olarak görüyorum.  Bu nedenle önümüzdeki yıllarda atacağımız adımlar ve hedefleyeceğimiz projeler bu kazanımları korumak ve daha büyük bir vizyonu hayata geçirmek amacıyla yapılacak çalışmalar olmalıdır.

Kurucularımız Cemal Reşit Rey, Afif Tektaş, Nadir Nadi, Halit Ziya Uşaklıgil, Nedim Gökdil, Ömer Refik Yaltkaya, Ali Emel Tacar, Lütfi Kırdar, Salih Murat Uzdilek ve Adnan Bozcalı’nın 76 yıl öncesinde yaktıkları meşalenin bekçileriyiz.

İstanbul Filarmoni Derneği bir misyonla kurulmuştur.

İstanbul’da çok sesli müzik dünyasının en köklü kuruluşlarından biri olan İstanbul Filarmoni Derneği, konser salonları kurmak, çoksesli müziği yaygınlaştırmak, çok sesli müzik orkestra ve korolarına maddi yardımlarda bulunmak,  müzikolojik araştırmalar yapmak, yetişmiş ve yetişecek sanatçıları teşvik etmek, çok sesli müzik konusunda yayınlar yapmak, çok sesli müzik çalışması yapanlara burslar vermek, çok sesli müzik alanında yarışmalar düzenlemek, müzik ve sahne sanatları alanında etkinliklere maddi yardım yaparak destek vermek için kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur.

Bizler Büyük Atatürk’ünHayatta musiki lazım değildir .Çünkü hayat musikidir. Musiki ile alakası olmayan mahlûkat insan değildir. Eğer mevzubahis olan hayat , insan hayatıysa musiki behemehâl vardır. Musikisiz hayat zaten olmaz. Musiki hayatın neşesi, ruhu, sürüru ve her şeyidir.’’ sözlerini rehber kabul ediyoruz.

 

Bundan hareketle;

Ülke sathında dağılmış kurum ile kuruluşların, müzisyeninden orkestra şefine, genel sanat yönetmeninden sahne çalışanına kadar, tüm camiayı kapsayacak, koruyacak  bir yasanın TBMM – den çıkması için çalışmalar yapılması;

Kamuya yararlı bir dernek olmasının getirdiği avantajlardan yararlanarak, ülkemizde Klasik Batı Müziği alanında faaliyet gösteren kuruluşların tek bir çatı altında  birleştirmek için çalışmaların yapılması;

Klasik müziğin geniş halk kitlelerce sevilmesi için çalışmalar yapılması;

İstanbul’da faaliyette bulunan müzisyen ve oda müziği topluluklarına destek verilmesi;

İstanbul’un en uzak mahallelerinde Klasik batı müziğinin yaygınlaşması için çalışmalar yapılması;

Bir birinden habersiz olarak düzenlenen çok sesli müzik etkinliklerinin koordinasyonunun sağlanması;

Yeni mezun olanlara rehberlik yapmak ve iş bulmalarına yardımcı olunması;

Klasik müzikle uğraşan sanatçılarımıza iş olanaklarının sağlanması;

Türkiye’nin birçok yerinde bulunan filarmoni derneklerini tek  bir çatı altında buluşturulması;

Klasik batı müziği, opera, bale, jazz müziği alanlarında çalışan müzisyenlere Emeklilik Fonu oluşturulması

Klasik Müzik alanında yetişecek öğrencilere burs sağlanması

İstanbul Filarmoni Derneği’nin misyonudur!

İstanbul Filarmoni Derneği’nin önümüzdeki 10 yılda Vizyon olarak gördüğü 5 temel hedefi açıklıyorum:

  • Türkiye Filarmoni Dernekleri Federasyonu’nun kurulması;
  • İstanbul Filarmoni Vakfı’nın kurulması;
  • Türkiye Çok Sesli Müzik Orkestraları Yasası’nın çıkarılması;
  • İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın kurulması;
  • İstanbul Konser Salonu’nun inşa edilmesi;

İstanbul Filarmoni Derneği’nin vizyonudur.

İstanbul Filarmoni Derneği’ne emek verecek kişilerin bundan böyle bu yönde çalışmalar yapması gerekecektir.

Genel Kurul’un ülkemize, müzik camiamıza, derneğimize ve üyelerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diler, pandemi koşullarına rağmen buraya gelerek destek veren herkese şükranlarımı sunuyor ve Genel Kurulumuzu Açıyorum.